Sayfalar

28 Mart 2008 Cuma

Dinlenmek için yaptım...

İkoş'tan aldığım bıçaklığı...

hamileyken pazardan bedavaya aldığım tokalarla süsledim...


Geriye kaldı renkli ve boş tel tokalarrr.Onlar için başka planlarım varr...Pazardan aldığım diğer tokalarla da kızımın odası için çerçeveler ve abajur süslemiştim.Bu tokalar ise yapışkanları gittiğinden pazarcı atacakmış, atacağıma size vereyim demişti. Bilgen'ciğim ile beraber almıştık!! Kullanmak bugüne kısmetmiş...

27 Mart 2008 Perşembe

Yahoo!Groups-Montessori Eğitimi
Ceren'in köşesi
Merhaba,
YahooGroups'da sevgili Esra'nın "nerelerdesiniz?" başlıklı mesajına cevap olarak attığım mesajda bir videodan bahsetmiştim.Fakat videoyu oraya ekleyemediğim için burada yayınlamak durumunda kaldım...****Mesajım şöyle idi; Ceren için salonda oluşturduğumuz köşeyi sizlerle paylaşmak istedim.Gerçi Esra'nın bloğundaki yazısından sonra, artık revize etmeyi düşünüyorum.Çünkü çok karışık, kalabalık olduğunu ve amacına uymadığını farkettim.Videoda göreceksiniz duvarda dergi sayfasından kesip yaptığım bir oyuncak(?) var(buna benzer birkaç tane var) ve ilgisini çekiyor doğrusu.Hatta 29-30-31.saniyelerde onun da üflemeye çalıştığını sonradan izlerken farkettim:). Ama şu an kendisi üfleyemediğinden ancak bir başkası üflediğinde hareket ediyor bu kağıtlar.O nedenle ben de ona kendi kendine eliyle ya da ayağıyla dokunduğunda ya da çektiğinde, hareket oluşturabileceği birşeyler yapmak istiyorum.Bir de duvardan geçen boruların olduğu yeri ince bir süngerle kaplayıp o tarafa kırılmaz ayna yapıştırmayı da düşünüyorum.Umarım kısa zamanda yapabilirim."Gruba üye olmak isteyenler olursa Esra'nın bloğundaki belirttiği mail adresine mail atabilirler".Herkese kolaylıklar...Bu arada, Ceren henüz yüzüstünden sırtüstüne dönemediğinden ve ben videoyu çekmeden baya önce bu pozisyonda olduğundan daha fazla dayanamadı:))

25 Mart 2008 Salı


Sabrımın sınırı var !!




Su ile yeni tanıştım ama çabuk alıştım.
Anneciğim suyu çok sevdiğimi biliyorsun.
Lütfen bir daha sabrımı su ile denemeye kalkma!!


24 Mart 2008 Pazartesi

İlk sobem: "Çocuk İstismarını Durdurun"!!


Bu sabah Asya'nın "sobeee"!! mesajını aldığımda çok heyecanlandım.Çünkü bu benim ilk sobem ve konusu da çok anlamlı ...


Bugünlerde blogları gezerken yeni sobe konusunu ve yukarıdaki fotoğrafı gördüğümde tüylerim diken diken oldu.Bu konu üzerinde şöyle bir düşününce insanın aklından birsürü örnek geçiveriyor; *Daha dünyadan bihaber camii avlusuna, karakol önüne, çalılıklara vs. bırakılan minicik yavrular, *Yetiştirme yurtlarında her çeşit fiziksel ve psikolojik istismara maruz kalan çocuklar, *Sokaklarda yaşamak/hayatta kalmak zorunda olan çocuklar, *Zorla dilencilik yaptırılan, yapmazsa işkence gören çocuklar, *Okula gönderilmeyip, çalışarak ailesini geçindirmeye mecbur bırakılan çocuklar, *Anne-babası tarafından şiddet gördüğü için karakola sığınan, "beni anneme vermeyiinn"!!diye bağırdığı halde ifadesi alındıktan sonra yine aynı kişilerin eline tutuşturularak gönderilen çaresiz çocuklar, *Hasta ya da sakat diye zincirlerle bağlanıp insanlık dışı muamele gören çocuklar, *Savaşın ortasında kalmış, o ortamda yaşama devam etmeye mecbur olan ve en kötüsü de alışan, boş mermi kovanlarını kendilerine oyuncak yapan minik canlar, ve daha birçokları...

Çocuğumuz bunlardan birini yaşamıyor diye şanslı olduğunu düşünmeyelim, "ihmal" de bir çeşit istismar olarak geçiyor, onları ihmal ettiğimiz her an istismar etmiş oluyoruz bir anlamda...


Çocuklarımıza yaşanası bir dünya bırakamadıktan sonra öyle 3 TANE ÇOCUK yapıp da sokağa salmakla iş bitmiyor!!!


Mustafa Kemal Atatürk zamanında demiş ki: Küçük hanımlar, küçük beyler!Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız!Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.Sizlerden çok şey bekliyoruz.


Yani o zamanlarda bile çocuklar sadece "genç nüfus" olarak görülmüyordu, onlara değer veriliyordu ve bu belli ediliyordu.


***********************************************


Çocukluğumdan hatırladığım şarkıya ve bana hissettirdiklerine gelince;


*İlkokul döneminde pazar günleri "Uçan Kaz Neil"i izlerdik, ondan önce ya da sonra (tam hatırlayamıyorum) işitme engelliler haber bülteni vardı.Gökkuşağı gibi bir bant geçerdi tv den ve onun müziği çalardı o şu an bile aklımda.Sanki o müzik olmasa o çizgifilm de olmayacakmış gibi gelirdi bana...*Ortaokul civarında da, okuldan eve gelince çok sevdiğim çizgi filmi(Denver) izlerdik kardeşimle."Denver the last dinosaur..." diye başlayan müziği çok hoşuma giderdii...


Bu vesile ile ben de ilk kez birisini sobeliyorumm: Defne'ciğin annesi Hülya: sobeee!!!

23 Mart 2008 Pazar

Biraz ateşim vardı ve halsizdim, ama geçti...

Cuma günü doktora gitmiştik, aşım yapıldı.Ertesi gün biraz ateşim çıktı.Ya aşıdan ya da dişlerim de kaşınıyor ondan olabilir.Ama sonra ateşim kendiliğinden düştü ve ben yine eski ben olduuum...

21 Mart 2008 Cuma

Ek gıdalar ve ben...

Keşke hep anne sütü alsaydım ama geçen ay kontrole gittiğimizde doktor amca yavaş yavaş ek gıdalara başlayalım dedi.Ben de başladım işte.Böylece dördüncü ayımı bitirdiğimde ek gıdalara başlamış olduumm.Yalnız bunları hep anne sütüne ek olarak alıyorum...
Kaşıkla tanışmamı biliyorsunuz zaten ilk önce elma suyu içmiştim, tadı anne sütüne göre çok garip gelmişti bana.Ama sonra alıştım.
İlk hafta sadece meyva suyu ile başladımm.Elma(eh işte), armut(çok sevdim) ve havucun(hiiç sevmedim) ayrı ayrı tadına baktım.Alerji yapmayınca sonradan ikili ve üçlü karışımlar halinde içtim.Havucu hiiç sevmedim acı bir tadı vardı.Ama diğerleriyle karışınca onu da içtim.Önceleri tülbentten süzüyordu annem, sonra onu yapmaz oldu.Cam rende ile rendeleyip öyle veriyor artık.Haa bir de dişlerim kaşınıyor diye elime kocaman bir parça meyve veriyor, hem tadını alıyorum
hem de dişlerimi kaşıyoruumm.Ama hep kontrol ediyor boğazıma kaçmasın diye...

İkinci hafta ise sabah yediğim meyve püresine ek olarak öğleden sonra da yoğurt yemeye başladıımm...Hım hımmm.Yoğurdu çok sevdimm.Galiba annem hamileyken çook yediğinden tadı bana tanıdık geliyor.Yoğurdu öyle çok sevdim ki bitince hep ağzım açık kalıyor ve "daha da olsa yerdim" diyorum kendi kendime.Annem yoğurt yapmayı bilmiyordu ama ilk günlerde her gün ufak bir kavanozda mayalıyor, aynı zamanda da hazır yoğurdu dolaptan çıkarıp ikisini yanyana koyuyor ve "ya tutmazsa!?" diye işi garantiye alıyordu.Nitekim deneye deneye üçüncüde tutturdu.Her gün ufak bir kavanozda mayalıyor, iki günlük yoğurdum hazır oluyorrr.Ama bazen de hazır satılan yoğurtlardan da yiyorum mecbur kalırsam.Yoğurdu sade yemeyi seviyorum ama sevmeyen arkadaşlarımın anneleri içine meyve püresi katarak da yediriyorlarr, onlar da öyle seviyorr.
Üçüncü hafta da meyvelere ve yoğurda ek olarak akşam saatlerinde pirinçli muhallebi yemeye başladıımm.Ama buna o kadar kolay alışamadım doğrusu.İlk üç gün ben sadece birkaç kaşık yedim, kalanını annem yedi ve çok beğendi.Bana da "bak kızım gerçekten güzel" dedi ama ben yemedim.Beni zorlamadı ve hepsini kendi yedi.Ama sonraki günlerde daha da açken verdi muhallebiyi ve o zaman daha da çok yedim...
Dördüncü hafta tüm bunlara ek olarak öğlenleri sebze çorbası içmeye başladıımm.Yani 1 haftadır sebze çorbasına başladım ama daha iki gündür tam olarak içiyorum.Onun da tadını ilk günlerde çok yadırgadım.Sonra annem Zeynep'in annesi gibi içine birkaç damla limon sıktı.O zaman daha çok sevdim tadını.İçinde patates, havuç ve kabak var.Bunları uzuun uzun haşlayııpp süzgeçten geçiriyor annem her gün.Sonra da içine 1 çay kaşığı irmik ekleyip biraz daha pişiriyor.Ama haftaya 1 kaşık zeytinyağı da katacakmış.Ve yine haftaya bu karışıma az az başka mevsim sebzeleri de eklemeye başlayacakmış teker teker.Bir de sizlerin bloglarınızda bulabildiği tarifler olursa onları da denemeyi düşünüyorr haberiniz olsunn...

Haa unutmadan, artık az az su da içeceğim her öğünden sonra.Kaynatılıp ılıtılmış su.Ayrıca yemeklerimi hep mutfakta yiyorum ve böylece buranın yemek yapılan ve yenen bir yer olduğunu anlıyoruum.Sadece yoğurt zamanımda salonda yiyorum çünkü annem o saatte televizyonu açıp dizisini izliyor beni de tv ye ters oturtuyor alışmamayım diye.Ama sonra yine kapatıyor...Ve hiçbir zaman yemek istemezsem beni zorlamıyoor, kalanını kendisi yiyor:) Yani benim sayemde daha sağlıklı beslenmeye başladı yine tıpkı hamileyken olduğu gibi.

İştee böylece başladım yeni yeni tatlar ve değişik gıdalar almayaa.Bundan sonra yeni yiyeceklerimi de kendi mama sandalyemde emek istiyorum.O yüzden de artık oturmak için sabırsızlanıyorumm...

20 Mart 2008 Perşembe

.

Herşey bir peçete ile başladı...


  • İkoş(İkea) peçetesi bana ilham verdi.Renk kombinasyonu ve deseni çok hoşuma gitti.
  • Bu deseni yastıklara kumaş boyası ile uygulamak geldi aklıma.Daha önce hiç kumaş boyamadım ama bakalım...
  • Bana kolaylık olsun, bir de yastık kılıfı dikmekle uğraşmayım diye yine ikoştan hazır yastık kılıfı aldım."Sova " 100%pamuk.Hem petrol mavisi hem de ekru renkte ikişer adet aldım.Sadece bir tarafından daraltıp uzun kısmını da arkaya kıvırmam yeterli olacak.
  • Kumaş boyalarını internetten sipariş verdim, geldi.
  • Petrol mavisi olanın içine evdeki büyük kırlenti geçirdim(bundan 2 tane var), kıvırıp elle diktim.Yeni alınan bir pantolonun etiketi vardı.Rengi ve deseni çok güzel denk geldi, yastığın ortasına da onu diktim.Üst kenarları düzeltmem gerek biraz yamuk görünüyor.Arkada da bakınız Ceroş yorulmuş onu da düzeltmem gerek o da biraz yamuk görünüyor:))
  • Koltukların sadece oturma kısımlarına denk gelecek şekilde koyu kahverengi kumaş aldım(Persan Depo) ve kesip kenarlarını düzelttirdim.
  • Son olarak da yine ikoştan renklerime uygun aksesuarlar aldımm...
  • Fıstık yeşili küçük yastıklar zaten önceden vardı.
  • Şimdi sıra geldi ekru olan yastıkları boyamaya.Ama nerden başlasam, nasıl boyasam ilk bakışta kolay gibi görünüyor ama çizgiler çok ince ve birbirine bulaştırmadan nasıl yapacağım bakalım?
  • İçimden bir ses bu renkleri kullanarak daha kolay bir desen bul diyor bana.Hımm mesela bu renkleri kullanarak irili ufaklı daireler olabilir belkiii?Ne zaman yapacağım?Tabii ki yine Ceren uyurkennn...

16 Mart 2008 Pazar

Bugün 5 aylık olduummm...
Ben bugün beş aylık oldum, bu zamana kadar yaptıklarıma ek olarak bu ay neler öğrendim ve neler yaptım biliyor musuunuuuz?

*Artık ismimle çağrıldığımda bakıyorum, adımı öğrendiim.

*Kucakta evi dolaşırken, hoşuma giden nesnelere doğru kolumu uzatıp elimi açıp kapatarak "ııh, ıhh" diyorum ve tutmak istiyorum.

*Bazen benimle ilgilensinler diye annemle babama ağlama numarası yapıyoruum.Heheh:)

*Bu ay da saçlarım çok döküldü, ama geçen ay dökülenlerin yerine de yenileri çıktı.

*Artık uyurken birinin beni sallamasına gerek kalmadı, ara sıra huysuzlansam da yatağımda müzik dinleyerek ve oyuncağıma sarılarak, bazen de onu sağa sola vurarak uyuyabiliyorum.

*Ayaklarımı da keşfettim ve annem bana çıngıraklı patikler aldı, onlarla oynamak çook hoşuma gidiyor.

*
Küçükken ellerimle yeni yeni oynamaya başladığım müzikli oyuncağıma şimdi ayaklarımla da tekmeler atıyorum, onu ayaklarımla ittirip taa oyun alanımın dışına kadar atabiliyorum.


*
Sırtüstü yatarken yüzüstü dönmeyi öğrendim ve çok hoşuma gitti ama çabuk yoruluyorum şimdilik.


*
Dönmeyi öğrendiğimden altımı değiştirmek annem için artık daha da zorlaştı, çünkü hiç yerimde durmuyorum.


*
Dişlerim kaşınıyor, parmaklarımla ve dişliklerimle hep kaşıyorum ama yetmiyorr bazen çok acıyor ben de ağlıyorummm.


*
Değişik şeyler görünce ya da aniden birşey olunca çook şaşırıyorum ve gözlerim fal taşı gibi açılıyorr.Böyle olunca bazen korkup ağlıyorum bazen de gülüyorum.


*
Sabahları uyandığımda artık ağlamıyorum, kendi kendime ayaklarımla oynuyorum ve vakit geçiriyorum.


*
Ayaklarımı birbirine sürterek çoraplarımı çıkarmak çok hoşuma gidiyorr.


*
Bu ay anne sütünden başka şeyler de yemeye başladım, "ek gıda" diyorlarmış adına.Yeni yeni tatlar aldım, onların detaylarını daha sonra anlatacağııımm...


*
Aaa unutmadann!!Çığlık atmayı da öğrendiimm..İlk gün çok komiktim ama,
nasıl yapacağımı öğrenmeye çalışırken kesik kesik çıkıyordu sesim.Sonradan alıştım ve bol bol pratik yaptıımm.

*
"Bana istemediğim şeyleri yaptıramazsınız, basarım yaygarayı" mesajını bizimkilere iyice öğrettim artık.Böylece bu tip durumlarda beni zorlamıyorlar.


*
Yalnız kalmak hoşuma gitmiyor hep yanımda ya da yakınlarda benim görebileceğim mesafede biri olsun istiyorum.


Unuttuğum şeyler olabilir ama bu ay gerçekten de çok şey öğrendim ve çook yoruldumm...


***** ***** ***** *****


Haa bir de anneme öğrettiklerim varrr!!O da benim sayemde çook şey öğrendi. Bakıınn neler öğrendii??


*
Kahvaltı yaparken ekmek dahil yediği herşeyi küçük küçük parçalar halinde aynı tabağa koyup karıştırarak,
hangi odada olursa olsun benim karşımda yemeyiii.

*
Yemek yemek için bundan sonra belirli öğünler olmadığını, ne zaman fırsat bulursa birşeyler yemesi gerektiğini.


*
Artık haftasonu bile olsa, hafta içinden daha fazla uyuyamayacağınııı.


*
Evden çıkmadan önce beni hazırlayıp kendisine de 10 dakikadan fazla zaman ayırmaması gerektiğini(aksi halde herşeyi yapabilirim, acıkırım, altıma yaparım huysuzlanırım...)

*Bulaşık makinasını boşaltırken, çorba pişirmeyi ve bu esnada ben huysuzlanmayayım diye beni anakucağında oyalarken aynı anda ayakta kendi yemeğini yiyebilmeyi.

*
Tüm işleri benim uyku düzenime göre ayarlamayı ve yetişmeyen işler olunca kafaya takmaması gerektiğini.


*
Ben olmadan önce sabredemeyeceği herşeye karşı büyük bir sabır örneği göstermeyi.


*Alışverişe çıktığında herşeye bakmayı bir kenara bırakıp sadece alınacak olanlara doğru hızlı hızlı ilerleyip diğer şeyleri hiiç görmemeyi.


*Daha önce hiç yapmadığı halde deneye deneye yoğurt mayalamayı:))


Bu ve bunun gibi daha birçok şey öğrendiii...


Amaa tüm bunlara rağmen isyan etmek bir yana, bunları karşılıksız başka kimse için yapamayacağını ve bu temeller üzerine kurulan sevginin her geçen gün daha da artarak ilerlediğini öğrendii.Hehehh benim sayemdee...

13 Mart 2008 Perşembe

Dönüyorum ama sonraa??



Ne zamandır sağa sola sallanıyordum ama tam olarak dönemiyordum.Nihayet 4-5 gün önce tam olarak dönmeyi başardım.Bu çok hoşuma gitti ve artık hep yapıyorum.Etrafa farklı açılardan bakmak çok hoşuma gidiyor.Ama çabuk yoruluyorum ve tekrar geri dönemiyorum şimdilikk...İyi ki annem var da ben öğrenene kadar bana yardım edecek, sonra ben kendi kendime döneceğim...Bu yüzden sürekli annemi yanımda istiyorum ve o gözden kaybolunca hemen basıyorum yaygarayı.Ne de olsa çığlık atmayı da yeni öğrendim, bol bol pratik yapıyorum:))))

9 Mart 2008 Pazar

Bu fotoğrafın anlattıkları..
* Ne güzeell !! Bandana takınca kıza benzedim iyice (annem biraz yamuk takmış ama olsun)..
* Artık fotoğrafımın çekildiğini anlıyorum ve ne kadar da hareketli bir şekilde oynarsam oynayayım o an durup kameraya bakıyorum, gerçi annem çaktırmadan çekmeyi daha çok seviyor ama artık anlıyorum iştee..
* Dikkatli bakınca görünüyor, kıyafetimdeki sağ taraftaki izler meyve püresi lekesi(elma+armut+havuç karışımı), soldaki nokta ise demir damlası.Normal şartlarda bu lekeler çıkmıyordu, yani geçen hafta diğer kıyafetlerimdeki ve önlüklerimdeki lekeler çıkmamıştı ama bu sefer annem yeni bir deterjan kullandı(Dalin sıvı deterjan ve yumuşatıcı) ve hepsi geçti.Üstelik de beyazlatıcı herhangi bir madde kullanmadı, sadece ön yıkamalı olarak yıkadı.Buna çok sevindik o nedenle bunu size söylememi istedi..Belki bizimle aynı durumda olanlar olabiliiirr..Bir de taa 4 gün önce annem beyaz eşofman altıma havuç suyu dökmüştü(hep bebekler dökecek değil ya) ve yusyuvarlak bir leke oluşmuştu, o da geçti buna inanamadık!!Eğer geçmeseydi o lekenin renginde bir kumaş boyası ile lekeyi güneş yapmaya karar vermiştik:)) ama gerek kalmadı..

7 Mart 2008 Cuma

Mini dikiş makinam...hımm!?!

Makinam geldi mi? -geldi geldiii..
Büyüklüğü ne kadar? -el kadar..
Bana yeter mi? -yeter de artar bile..
Bununla ne yapıcam? -kafamda birsürü şey var ama??
En az birini yapsam yeter mi? -yeter yeter (gerisi gelir nasılsa)..
Peki dikiş dikmeyi biliyor muyum? -hımm teorik olarak evet..
Daha önce hiç dikiş diktim mi? -yoo henüz değill..
Bana kimler güler? -kocaman dikiş makinası olan ve her gün dikiş dikenler..
Yaptıklarımın resimlerini buraya ekleyecek miyim? -şu an söz veremem sonuca bağlı:))

Pekii nasıl olacak bu iş?Ceren Hanım uyurken o uyanmasın diye, uyanıkken de o korkmasın diye çalıştıramıyorum şimdilik:))Ve sabırsızlanıyorum birşeyler yapmak içinn, en iyisi bu haftasonu baba-kız vakit geçirirken ben de biraz bu işe yoğunlaşayımmm..

5 Mart 2008 Çarşamba

Huhuuuuu !!
Beni arayan olursa burdayıımmm..


4 Mart 2008 Salı

Bugünlerde böyle uyuyorum..
Gündüzleri kendi odamdaki yatağımda uyuyorum, yavaş yavaş alışmam gerek..
Çünkü kendi odama geçmeme az kaldı..
Bir yandan da müziğimi dinliyorum, böylece uyumam daha kolay oluyor..
Tabi maymuncuğumu da unutmamak lazıımm:)

3 Mart 2008 Pazartesi

İyi ki doğdun canııım !!

İyi ki doğdun, iyi ki varsın canım benim..

1 Mart 2008 Cumartesi

Annem ve babama: "Olmaaz"..

Lütfen benden gülümsememi beklemeyin..
Biliyorsunuz ki arabada giderken çok sıkılıyorum ve bunalıyoruuuum..