Sayfalar

24 Mart 2008 Pazartesi

İlk sobem: "Çocuk İstismarını Durdurun"!!


Bu sabah Asya'nın "sobeee"!! mesajını aldığımda çok heyecanlandım.Çünkü bu benim ilk sobem ve konusu da çok anlamlı ...


Bugünlerde blogları gezerken yeni sobe konusunu ve yukarıdaki fotoğrafı gördüğümde tüylerim diken diken oldu.Bu konu üzerinde şöyle bir düşününce insanın aklından birsürü örnek geçiveriyor; *Daha dünyadan bihaber camii avlusuna, karakol önüne, çalılıklara vs. bırakılan minicik yavrular, *Yetiştirme yurtlarında her çeşit fiziksel ve psikolojik istismara maruz kalan çocuklar, *Sokaklarda yaşamak/hayatta kalmak zorunda olan çocuklar, *Zorla dilencilik yaptırılan, yapmazsa işkence gören çocuklar, *Okula gönderilmeyip, çalışarak ailesini geçindirmeye mecbur bırakılan çocuklar, *Anne-babası tarafından şiddet gördüğü için karakola sığınan, "beni anneme vermeyiinn"!!diye bağırdığı halde ifadesi alındıktan sonra yine aynı kişilerin eline tutuşturularak gönderilen çaresiz çocuklar, *Hasta ya da sakat diye zincirlerle bağlanıp insanlık dışı muamele gören çocuklar, *Savaşın ortasında kalmış, o ortamda yaşama devam etmeye mecbur olan ve en kötüsü de alışan, boş mermi kovanlarını kendilerine oyuncak yapan minik canlar, ve daha birçokları...

Çocuğumuz bunlardan birini yaşamıyor diye şanslı olduğunu düşünmeyelim, "ihmal" de bir çeşit istismar olarak geçiyor, onları ihmal ettiğimiz her an istismar etmiş oluyoruz bir anlamda...


Çocuklarımıza yaşanası bir dünya bırakamadıktan sonra öyle 3 TANE ÇOCUK yapıp da sokağa salmakla iş bitmiyor!!!


Mustafa Kemal Atatürk zamanında demiş ki: Küçük hanımlar, küçük beyler!Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız!Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.Sizlerden çok şey bekliyoruz.


Yani o zamanlarda bile çocuklar sadece "genç nüfus" olarak görülmüyordu, onlara değer veriliyordu ve bu belli ediliyordu.


***********************************************


Çocukluğumdan hatırladığım şarkıya ve bana hissettirdiklerine gelince;


*İlkokul döneminde pazar günleri "Uçan Kaz Neil"i izlerdik, ondan önce ya da sonra (tam hatırlayamıyorum) işitme engelliler haber bülteni vardı.Gökkuşağı gibi bir bant geçerdi tv den ve onun müziği çalardı o şu an bile aklımda.Sanki o müzik olmasa o çizgifilm de olmayacakmış gibi gelirdi bana...*Ortaokul civarında da, okuldan eve gelince çok sevdiğim çizgi filmi(Denver) izlerdik kardeşimle."Denver the last dinosaur..." diye başlayan müziği çok hoşuma giderdii...


Bu vesile ile ben de ilk kez birisini sobeliyorumm: Defne'ciğin annesi Hülya: sobeee!!!

2 yorum:

  1. Ekim'ciğim büyük bir zevkle cevapladım. Teşekkürler ;)

    Sevgiler, Ceren'i öptük

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler Hülya, Defne'ye de öpücüklerr...

    YanıtlaSil