Sayfalar

16 Ağustos 2011 Salı

Bir günümüz...

Bu pazar sabahı, "ne zamandır yazmıyorum, bu sefer bir tam gün Ceren'in neler yaptığını yazayım" diye geçirdim içimden.
Günün bu kadar yoğun ve yorucu olacağını tahmin etseydim bu kararı alırken bir kez daha düşünürdüm...

Öncelikle, aylardır ilk kez sabah 8 den sonra uyandığımı unutmayalım.Tabii bunun sebebi, bir önceki akşam hep beraber dışarıda olmamız ve oldukça geç uyuması idi.Aksi halde "annee, hadi kalk bana kahvaltı hazırlaman gerek çok acıktımm" dediğinde saatin 7 küsur olması, aylardır rutinimiz halini almıştı.Babası duruma el koyup "kızım ben hazırlayayım" dese de kabul etmiyor, anneyi hafta içi çok özlediğinden olsa gerek haftasonu anneye yapışık yaşıyor da diyebiliriz...
İşte pazar günü yaptıkları-mız ; tüm oyunlarda "annem yanımda olsun, annemle oynayalım, çok yorgunum anne sen bana yardım et" diyerek neredeyse koala vaziyetinde oynadıklarımız...

Kahvaltı öncesi, ilk seçtiği oyun.
Kutunun üzerindeki şekillerin aynısını yapma...
Kulpsuz silindirlerle çalışma...

Kağıt bebek giydirme.
Bu oyunu amcasının bilgisayarında sürekli oynuyor ancak bir gün önceden görüp de alalım diye tutturduğu gazete sağolsun, ilk kez gerçek anlamda kağıt bebekle oynadı :)
Kahvaltı hazırlıkları...
Kahvaltı faslı...
Kendi kendine üzerini giyme
Renk tabletleri ile çalışma

Anne çamaşır asarken kendi çamaşırlarını asma
Sürünme halleri ve meyve zamanı
Koltuğun altına girme ve tv izleme halleri
Dedeye mozaik pasta yaparken... 
Pastanın en tatlı yeri :)
Tangram ile oynama
Anne - kız gezmesinde en beğendiği koltukta dinlenmece :)
Babaya göstermek için baba koltuğunda poz vermece
Eve dönüş sonrası baba ile oyun oynarken yemek faslı
Küvet doldurup keyif yapılan banyo sonrası anneye nanik yaparken
Yorgun savaşçı
Uykuya hazırlık zannettiğimiz ama hala enerjisi tükenmemiş anlarda
Hafıza oyunu oynarken
Uykudan gözleri kapanmak üzere ama uykuya direnirken
Bu son oyun anne noolur hadi bunu da yapalım derken, anne bitmiş, kendi de sürünürken.
Hala ve hala sürünmeye ve çırpınmaya devam...Bundan yaklaşık 20 dk sonra kitap okuma faslı sonrası uyudu-k.
Saat 22 yi geçiyordu ama oldukça yorulduğumu hatırlıyorum :) 
Normalde haftasonları bu kadar çok oyun oynamazdı ama bu sefer sanki aylarca evden uzak kalmış da özlemiş gibi her şeyi elden geçirdi neredeyse...
Sanırım okulu özledi ve arkadaşlarını.Arada bir soruyor, sinyaller veriyor.
 

Bugünün ganimetleri; Ceren'e tabii ki kendi seçtiği bir çanta ve keçe bardak altlıkları.
Anneye ise, anneanneden kalma hissi uyandıran bir tepsi.
Uzun günün kârı da diyebiliriz buna :)

24 Temmuz 2011 Pazar

Abla - Kardeş

İşte, bir önceki yazıda bahsi geçen, Ceren'in kuzenleri İlayda ablası ve minik Ada'mızın fotoğrafları ;)

Ceren mest :)

 Kızlar rock grubu ;)

Ağaçta Face fotosu

Ada fıstığı ve annesi ;)

17 Temmuz 2011 Pazar

Gittik-geldik, biz bizi yendik ;)

Her yıl gidemesek de, aklımızda, kalbimizde kalan yaylamıza bu yıl gidelim diyorduk...
Aslında herşey, birkaç ay önce Ceren'in Zafer Amca'sına verdiği sözle başladı.Sonra da evdeki yayla, Adana konuşmalarımız arasında "annee, babaa, ben bir abiye söz vermiştim yaylaya gidecektim, kimdi o?" diyerek işleri hızlandırdı...   
Dolu dolu 1 hafta yaşadı Ceren yaylada.İlk kez gördüğü kuzenleri, abla ve abileri, 2 yıl önce gittiğimizde karşılaşmış olsa bile hatırlayamadığı akrabaları ile karşılaştı.Kan çeker derler ya hemen kaynaştı, anne babayı nerdeyse hiç aramadı, abla ve abileriyle, birsürü anneanne ve dedeleriyle mutlu mesut bir hafta geçirdi..O mutlu ve huzurlu olması bize de yansıdı tabii, geçen gidişimizdeki gibi hastalık vb. de olmadı çok şükür...
Teknolojiden uzak, sessiz, sakin, tertemiz havayı soluduk, tertemiz beslendik, hasret giderdik, geldik...  

Sabah 5:50...heyecandan uykusuz...

Adana molası - Doğa ablasının piyanosunu çalarken...

Yaylada kendileri için özel yapılmış masalarında:) Doğa ablası ile çorbalarını içerken...

Babası ile yalancıktan tavla oynarken...

Merdivenle de olsa ilk kez ağaca çıkma heyecanını...

sonrasında ise düşme korkusu ve inememe heyecanını yaşarken...

Rahmetli Hacı Emir dedemin bahçesinde anneannesi ve Doğa ablası ile gezerken...sis çökmeye başlarken...

Mehmet dedesinin kiraz bahçesinde kiraz toplarken...

Uç uç böceğine şarkısını söylerken...


Sülale boyu koca bir kazanda kaynayacak mısırları temizlerken...

Poz verme pahasına ayağını burkmayı göze alırken :)
Dedesi ile - gülümseyinn dediğimde şımarırken :)
Tavla oynayanların resmini yaparken
Tavlacıların resmi :)
Burkay abisi ile küçük evden büyük eve doğru giderken...

Zoraki gülümserken :)
Tas ile su içerken..."annee bak her tarafından içtim".
döndüre döndüre içmiş :)

Doğa ve Dilan ablaları ile kızkıza ceviz bahçesine pikniğe giderken
O an öyle heyecanlı ve mutluydu ki...

Kızlar piknik ortamını hazırlarken...
Cevizin serin gölgesindeki piknikçiler :)

Kızların Ceren üzerinde öyle olumlu etkileri oldu ki, döndüğümüz ilk günlerde bizi birçok konuda şaşırttı. İlayda ablası da vardı tabii o en büyük ablasıydı, fotoğrafları bir sonraki posta ekleyeceğim.Aaa bir de minnoş Ada kardeşimiz vardı ama onun da fotoğrafları sonraki postta olacak, bekliyoruz;)

Uyku, yemek, wc, giyinme...vb konularda zaten kendisi yapabiliyor ama çoğunlukla bizi yanında istiyor ya da desteğimizi istiyordu. Ama tatil sonrası destek istemediği bir yana, bu konularda yardım etmeye kalkarsak bizi azarlamaya başladı:))

Büyük abla oldum artık ben!! cümlesini çok duyar olduk, hadi bakalım hayırlısı;)
Lilypie 2nd Birthday Ticker