Sayfalar

31 Temmuz 2010 Cumartesi


Tatil anıları (1 ay önce)...

Tatil öncesi, otobüs yolculuğumuz beni çok düşündürüyordu. Ceren'in ilk uzun yol (13 saatlik) otobüs yolculuğu olacağından, "acaba rahat eder mi-yiz?midesi bulanır mı? uyur mu? ben uyuyabilir miyim? minyon bir tip olduğundan acaba emniyet kemerinden sıyrılıp düşer mi:)? vb. birsürü soru vardı aklımda...

Hepsi boşunaymış meğer:) çok rahat geçti yolculuğumuz...
Ona da ayrı bir koltuk almıştık ve günler öncesinden yolculuğu anlatmaya başlamıştık.Ogün gündüz hiç uymadığından, otobüste hemen uyur nasıl olsa diye düşünüyordum.Gerçi bu konuda iyimsermişim. 20,40 civarı bindiğimiz otobüste heyecandan ve otobüsteki teknolojik etkenlerden:) ve sonra da ikramlardan olsa gerek dikkati dağıldı ve hemen değil ancak 23,30 civarında uyudu. Önce yukarıdaki şekilde, sonra kafası yastığında ve ayakları benim üzerimde, en son da kafası benim üstümde ayakları cam tarafında olmak üzere her türlü şekilde dönüşümlü olarak uyudu:) Mola yerlerinin birkaçında aşağı inemedim o bana yaslanarak uyuduğu için. Dolayısıyla hertarafım tutuldu:) gece 4 molası da olmasa sabaha kadar kesin uyurdu.Ben artık hareket etmem gerektiğinden onu da uyandırıp indim.Neyse ki uykusu kaçmadı da kaldığı yerden devam etti küçük hanım...
Uyandıktan sonra 2 saatlik yolumuz kalmıştı.Gülden teyzesi sağolsun kalan süreyi de kolayca atlattık:).Otobüsümüz tur otobüsü değil normal seyahat otobüsü olduğundan, oldukça az kişi kalmıştı ve o koltuk senin bu benim derken en arkada neredeyse at koşturduk diyebiliriz:)
*** *** ***
Tatilimiz çok güzel, eğlenceli, dinlenceli ve keyifli geçti.
Kısa kısa notlarımız ise şöyle;
Anne bu okulu çok sevdim, buyası okul di mi?
Öff ama neden kapalı?Ben yesim(resim) yapacaktım...
Hakikaten de okulu aratmayan bir oyun evi yapmışlardı minikler için...En sıcak saatlerde bu klimalı yerde olmak kime iyi gelmezdi ki:)
Biz hergün öğlen 2 saat odamızda uyuyarak, sonra da burada vakit geçirerek hem en sıcak saatlerde güneşten korunmuş olduk hem de eğlendik...
Oyun abisi oldukça ilgiliydi.Tek derdimiz Rusça harici bir dil bilmemesiydi:) Ceren " anne bu abi neden böyle konuşuyoy?Ne diyoy?Ben anlamıyoyum" dese de dil bilmeden de anlaşılabileceğini öğrenmiş oldu:)

Yemekteyiz:))

Süslü Gülden teyzesi sürer de Ceren hanım durur mu?
"Anne sana da şüyelim mi?" ısrarlarını zor bertaraf ettim:)
Kızım üçümüz de aynı olmayalım ama di mi?
Olşun bişey olmas anne!

Baba-kız yapımı kıyı havuzu:)
Hergün yaptılar hergün dalgalar aldı götürdü, bıkmadan hergün yinelediler keyifle:)

Havuz keyfi...
Her sabah kahvaltı sonrası ilk iş havuza gitmek(havuz temizken:)), sonra da bir daha uğramamak.
Gerçi en son odaya dönerken zorla girmişliği de var minik kuşun...

Akşam yemekten sonra dondurma yürüyüşünde, kah Serdar amcasının omuzunda keyifle...

Kah Gülden teyzesinin kucağında süslerle:)
kokoşlarım benim:))

Uyanık müteahhit baba malzemeden çalıp sonunda duvarsız havuz da yapar:)) ve artık havuz kendiliğinden de dolabilmektedir...

Kumsal tek kelime ile harika idi.İncecik kumlar heykel yapımına çok uygundu.Sahil boyunca çoluk çocuk herkes değişik yapılar inşa ediyordu.Ceren'in boyunda bir piramit bile yapmışlardı.İncekum mevkiini bu bakımdan tavsiye etmemek mümkün değil...

Dergisini alıp keyif yapmaya giden "Meraklı Minik":)

Çıkartmalarını yapıştıran "Meraklı Minik":)

Havuz sonrası kurulanan yorgun minik...

Fış fış havuz keyfi...

Hediyelik eşya alışverişinde...

Bu son fotoğraf ama aslında ilk havuz fotosu bu idi:) ilk keyif de diyebiliriz buna...
Tatilin kötüsü olur mu? Olmaz tabii ki di mi ama??
Herşey güzeldi, dönüş yolculuğumuz da...
En kötüsü yolculuk sonrası kendimize gelebilmek için birkaç gün geçmesi gerektiği idi...


26 Temmuz 2010 Pazartesi

Neredesin nerede?

kahvemsi-morumsu rengine hayran olduğum
100 TL limit belirleyip
indirimde 99 a bulduğum
çok severek kullandığım
daha 1,5 yaz olduğundan doyamadığım
geçen hafta masanın üstünde unuttuğum
hiçbir eşyaya zarar vermeyen küçük fıstığımın elinde oyuncakken
kesinlikle eminim ki isteyerek değil / yanlışlıkla
bir güç denemesine tabi tutulduğunu tahmin ettiğim
ve sonuçta
ortadan ikiye ayrılan sevgili gözlüğüm
neredesin nerede?

11 Temmuz 2010 Pazar

Tatil ...



Huzur...

Keyif...

Özgürlük...



Not: Bu fotoğrafı çekerken O gelmişti aklıma, öyleyse O'na gitsin sevgiyle...



Tatil anıları ise yolda ama bir türlü gelemiyorlar, sanırım hala ordalar :)





7 Temmuz 2010 Çarşamba

Eski adrese geri dönüş...

yeniden http://KeosZone.Blogspot.com

Blogger tabanlı ".com" larda birkaç haftadır yaşanan sorun nedeni ile ben de artık eski adresime dönüyorum.

Bizi hala takip ediyorsanız eğer, adresimizi güncellerseniz sevinirim...

http://KeosZone.Blogspot.com/

6 Temmuz 2010 Salı



Günler geçiyor, geçiyor...

Kaydırak tepelerinde...
Arkadaş sarılmalarıyla:)
Arkadaş buluşmalarında kendi halimizde takılır gibi görünüp bir yandan da birbirimizi çaktırmadan kontrol etmekle:)
Annemle kurabiye pişirmekle...
Defnoşumla gezmelerde...
Dedemin bahçesine domates fidesi dikmekle...
Ege ile yoğurt yeme yarışında:)
Arkadaş koşturmacasında...
Defnoşumla bir örnek olmakla:)
Civcivleri sevip güvercinlere yem vermekle...
Vapur sefası sonrası dondurma sefasıyla...
Yeni arkadaşlıklar edinmeye dair utangaçlıklarla:)

Günlerimiz geçiyor işte böyle...
Ama son birkaç aydaki büyük değişimleri de not etmeden olmaz...
** Anneannenin zorunlu görev süresinin dolması:)Artık, istediği, özlediği ve/veya ani durumlarda gelecek olması.Ve bunun bilincinde olan Ceren'in bu sefer daha buruk şekilde anneanneden ayrılması.
** Babaanne ve dedenin bize 1 durak kadar yakına taşınmaları:) ve bunun getirdiği düzen değişikliği...
Önceden hep kendi evinde olan minik kuş, artık sabahları baba ile evden çıkar, babaanneye bırakılır, iş çıkışı hepberaber orda toplanılır, yemek yenir ve eve dönülür...
Minik kuş bu düzen değişikliğine tepki göstermekte gecikmez ve daha önce hiç yapmadığı şeyleri yapar...Bardak kırar, tabaktaki yemeği gözüme baka baka yere döker, saç çeker, hırçınlaşır vs.vs.
Anne bunun sebebini bilmekle beraber ona hak vermekte, zamana ihtiyacı olduğunu, yeni evde de kendisine ait bir ortam oluşturulursa alışma sürecini kolaylaştıracağını da bilmektedir.
Zaten babaannesi ona en güzel odayı ayırmıştır ve evden getirilen kendi seçtiği eşyaları ile yeni bir odası daha olmuştur.Düzen değişikliğine ayak uydurma sürecini de atlatmış ve hırçınlıkları azalmıştır artık...
Hem zaten bu ev ona daha iyi gelmektedir.Terasta hergün bisiklete binebilmekte, hergün dede ile parka da gidebilmektedir.Annenin merdiven ve teras endişeleri devam etmekle beraber, güvenli bir şekilde merdiven inip çıkmaya da alışmıştır.

Bu esnada yeni hayatında etrafında olup bitenleri incelemiş ve olayı da çözmüştür ayrıca:)kendisi WC de, ben de karşısında taburede otururken;
C-annee! çocuklay dışayda tek başına da oynayabiliyoymuş kii !!
A-!?ne
C-çocuklay diyoyum.kendi başlayına şokakta oynayabiliyoylar
A-hıı, evet oynarlar ama çok tehlikeli biliyor musun?Arabalar geçiyor sürekli.
C-Ama ama, kaldıyıma kaçıyoylayy??
A-hımm...sen de onlarla oynamak ister misin peki?
C-evett!işteyim.
A-ama deden de kenarda seni beklesin tamam mı?tek başına olmaz.
C-tamam tamam EVETTE!!(Elbette yerine:)

** Ayrıca minik kuş artık büyük kuş olduğundan, kendisi ile birlikte biryandan da anaokulu bakılmaktadır ve iki kurum arasında karar verilme aşamasındadır...

** Son ayrıca ise; Cuma akşamı tatil için yola çıkılacaktır ama valiz hala hazır değildir.Bu yağmurlu havada da valiz hazırlamak fikren bile çok zor gelmektedir ama artık hiç kaçarı yoktur...