Sayfalar

21 Şubat 2010 Pazar

2 yaş anketi

Sevgili Esra'nın bloğunda okuduğumda, seneye mutlaka uygulamalıyım demiş ve not almıştım. Gerçi 2 yaş anketimiz 28.ayda neredeyse 2,5 yaş anketi oldu ama olsun;)  

Not: Bere için Özden Teyze'ye teşekkür ederiizz.

Anketi Ceren yatakta yıığıp yıığıp yıplayken(zıp zıp zıplarken) o an aklıma gelen sorularla çaktırmadan yaptım:)
İşte sorularım ve cevaplar;

  1. En sevdiğin tokan hangisi?...........Çilekli kıımıcı ve yüğafa(zürafa) tokalayım.

  2. En sevdiğin kişi kim?..........Şensin anne :)

  3. En sevdiğin oyuncağın hangisi?.........Bu kalpli picamam

  4. En çok nereye gitmek istersin?........Okul

  5. Her zaman nereye gitmek istersin?........Payk

  6. En sevdiğin renk ne?..........Kıpkıymıcı

  7. En sevdiğin ayakkabın hangisi?..........Kıpkıymıcı ayakkabım

  8. En çok hangi yemeği seviyorsun?........Pilav

  9. En sevdiğin şarkı?..........Anneannemin şaykılayı
    Birisini söyler misin?.......Müjdelej olşun kay yağdıı, koşun çocuklar hey, heyrayaf beyajlandı bugün şenlik may.....

  10. En sevdiğin hayvan hangisi?.........Kedi

  11. En çok hangi kitabını seviyorsun?.........Şirin'in kitabı

  12. En sevdiğin arkadaşın kim?........Emincan bi de İdilşu

  13. En sevdiğin çizgi film hangisi?.........Benim çisgi filmim

  14. Evimizde en çok hangi odayı seviyorsun?........Ceyen'in odaşını şeviyom

  15. En sevdiğin meyve hangisi?........Üjüm, ama moy üjüm.

    Aklıma gelen sorular bunlardı o an. Bu süre boyunca zıpladı zıpladı bizimki:) Bu eğlenceli anketi herkese tavsiye ederiz...
    Bakalım seneye 3 yaş anketini de yapmak kısmet olursa tercihleri nasıl olacak?

19 Şubat 2010 Cuma

Bir heves ve uzuun hikayesi...


Bir heves gelir bana uzun aralıklarla, birkaç senede bir diyelim...
Dedim bu sefer de banyonun renkleri değişsin...
Kırmızı-beyaz-lacivert olsun, paspaslar beyaz.
Ama zevkli bir arkadaşım " olmazz o zaman hiç belli olmaz değişim" dedi "paspaslar kırmızı olsun" cesur ol biraz!
Hımm olur mu? olur, alalım bakalım.
Aylar geçti kırmızı makarna paspas hiçbiryerde yok.
Olabilecek tüm yerlere bakıldı, üreticiler bile arandı. Neymiş, bu sene makarna paspas pek moda değilmiş.Olanlar da uzakta, değer mi değmez mi biraz daha beklemeli...Ama olmalı, çok basit birşey aradığım. Meğer varmış hem de ne kolay, fakat benim için yol üstü olmayan
biryerde.
Bornozlardan biri kırmızı beyaz lacivert, diğeri kırmızı biyeli lacivert.
El-yüz havluları üç renkten de ortaya karışık, Ceren hanıma da bizimle takım ufak havlular.
Süs havluları için kırmızı sepet, sabunlar için beyaz,
sabunlar ise her zaman beyaz...
Oldu mu? Olduu.
Masraf? Hıhııı !
Değdi mi? Değdii.
Bu kadar uğraştırmasaydı yazmaya değer miydi:) Belki de hayır.
Kafamdan büyük bir iş silindi mi? Silindii.

Ceren'imin dediği gibi "aşlında zoymuş, aşlında da kolaymıışş".

17 Şubat 2010 Çarşamba

Yeni favorim - Voyage FM 107.4

Hani önceden favorim Lounge 102 idi ya, artık değil. Tamamen tarzı değişti çünkü. Geçen yaz sonundan beri "dünyanın müziğine yolculuk" sloganı ile yola devam;)

14 Şubat 2010 Pazar

Sobe / Çantamda neler var?

Öncelikle bu sobeyi atlatan arkadaşları tebrik ediyorum:) Ne zor işmiş yahu. Hepsini çıkarmak ve tek tek listelemek. Benim fotoğraf pek de düzenli olamadı Ceren karıştırmadan hemen çekmem gerekiyordu. Bir de çantam küçük derdim ama bu kadar eşya aldığını görünce şaşırdım doğrusu.Ama bundan sonra alacağım çanta biraz daha büyük olacak bu kesin.


Tam da bu sobe bana ulaşmadan bitti kurtuldum:)) derken Nuran'cığım sobelemiş beni. Neden "kurtuldum" diyorum?Çünkü çantam bana göre çöplük gibidir:).Sobe, haftasonuna denk geldiği için biraz da atta çantası oluyor doğal olarak.Aslında içeriği mütemadiyen değişir, değişir, değişir...Hafta içi olsa içeriğin yarıya yakını farklı olurdu(ilk başta kitap, meyve)

Bugün çantamdan çıkanlar ise şöyle;

Ceren'e ait olanlar;
*Suluk
*Prima(artık dışarı çıkarken de takmıyoruz ama arabada uyurken her ihtimale karşı;)
*ıslak mendiler
*kek, poğaça ve yaban mersini(muz da vardı ama onu yolda yedi:)
*oyun hamuru(taa geçen pazar çantama atmış benden habersiz.Pazartesi sabahı işyerinde gülümsetti beni fıstığım.Ve bugüne kadar da ben unutunca şimdi çıktı ortaya.
*küçük hanımın tokaları

Bana ait olanlar;
*kağıtlar(tarifler, serviste okunacak yazılar, broşürler, dergilerden kopardığım sayfalar)
*araba anahtarı ve üzerine iliştirilmiş akbil(eşim sağolsun tedbiri elden bırakmaz:)
*cep telefonum ve kulaklığı
*işyeri kartım
*tam 4 adet tükenmez kalem(bilmiyordum:))
*not defteri, arabanın ruhsatı, cüzdanım
*bozuk paralar(cüzdanda olması gereken ama çantanın dibinden çıkanlar)
*birkaç tane toka
*sürpriz gelen çiçeklerimin üzerindeki kartlar:)
*yüz kremi,
*ped (çantamın içinde:)
*ruj ve göz kalemi(hani yanlışlıkla kullanırım belki diye;)

Emanet;
*Aynur'cuğumun bana tamir için verdiği kolyesi !!
Kaç hafta oldu ya hakkaten, bu da dipte köşede kalmış unutmuşumm.Yarın hemen halledeyim:)


Vee ben de sevgili arkadaşlarım Rukiye, Meltem ve Beyhan'ı sobeliyoruumm!!
Hadi bakalım meraktayıım:))



12 Şubat 2010 Cuma

B.E.Ö.  /  AY

Önce biraz konuştuk ay hakkında.

* Ay ne renk olur Ceren?  - Benim aydedem pembe olşun anne.
* Ay nerede olur kızım? Pencereden dışarıyı işaret ederek - Oyda oluy.
* Ne zaman çıkar peki, ne zaman görürüz? - Bij yatayken.
Sonra da ayın evrelerini basite indirgeyerek çıktı aldığım 3 halini kulandık.

O'na kısaca açıklama yaptım. Ay önce hilal olur, sonra yarımay, sonra da dolunay(tam ay) olur.O da önce minnacık mı oluy?Şonya yayım mı oluy?Şonya da tam mı oluy?Yuvaalak mı oluy anne?
Yeni kavramları Montessori Sisteminde edindiğim bilgiye göre şu şekilde öğretiyorum.

1.tur
Bak bu hilal.
Bu yarımay.
Bu da dolunay(tam ay).

2.tur
Şimdi sen bana hilali gösterir misin?
Şimdi bana yarımayı gösterir misin?
Şimdi de dolunayı gösterir misin?

3.tur
Bunun ismi ne?(hilali göstererek)
Bu ne?(yarımay)
Peki bunun ismi ne?(dolunay)
1- Hilal - İçine oyun hamuru yapıştırarak doldurmak istedi.
 2-Yarım ay - Yuvarlak yapıp makasla yarısını kesip yarımayın içine yapıştırdı.

3-Dolunay - Ceren'e göre yuvarlak ay ya da tam ay.Bunda kafasına göre takıldı hamurları yapıştırırken.
Sonra da hepsinin şekillerine benzeyen oyuncakları bulup içlerine yerleştirdi.
Aktivitenin şekillenmesi benim yönlendirmelerimle oldu. Serbest çalışma yapıyor olsaydık yönlendirme ve müdahale etmeyecektim. Ancak burada amacımız yeni kavramlar ve kelimeler öğrenmek olduğundan bu şekilde gerçekleştirdik.

10 Şubat 2010 Çarşamba

26-28. ay  arasında...
bıçak kullanarak kesme sevdası
her akşam suladığı çim adamın saçlarının çıkmasını sabırla bekleme,
annesinin ona aldığı sümbülün çiçeklerini de merakla bekleme
ve sonunda muradına erme:)
ısrarla bere takıp resim yapma:)
hep ama hep aynılarını giyme sevdası (Hello Kity, Ceren için Musti:)
dişlerini daha da özenle fırçalamaya çalışma

tıkanık buruna sprey sıktırmama,
nefes almakta güçlük çekme
son arka azı dişleri çıkarma ateşi ve huzursuzluğu

okuduğumuz kitapları oyuncaklar ve oyun hamurları ile canlandırmaya çalışma
çamaşır katlarken ve asarken tüm enerjisi ile yardım etme hevesi


ben küçükken.... ile başlayan cümleler kurma
ama ama .... ile başlayan itiraz ve ikna denemesi cümleleri kurma
gün içinde aradığımda; yediği halde "ben yemekleyimi hiç yemedim anne" diye duygu sömürüsü yapma
durumlarındayız...


9 Şubat 2010 Salı

Ama alıştırıyorsun bak ;)


Hani;
"gönderirim ama alışma",
"özel günlerde hiç bekleme, heyecanı kalmıyor" demiştin ya
"Peki öyleyse" dedim ben de.

Ama alıştırıyorsun bak haberin olsun ;)
Erken 14 Şubat jesti için teşekkür ederim hayatım...


5 Şubat 2010 Cuma

Galeri Anne'deyim

İşte yeni bir heyecan daha...
Ben de Galeri Anne'deyim.
Tanıtım yazımız şöyle;
"Galeri anne, çok fotoğrafçılı ve çok yazarlı bir blog.Amacımız; kelimeleri, kavramları ve hayatı annelerin gözünden fotoğraflamak.Galeri Anne'de her hafta bir tema çerçevesinde fotoğraflar çekerek yayınlıyoruz."
Kendi adıma, attığım bu küçük adımın beni bu yönde ilerleteceğini düşünüyorum.Makinam her ne kadar sıradan dijital bir makina olsa da, şimdilik kompozisyona yoğunlaşıp, ilerleyen zamanda bu konuyla da ilgilenmek gerekecek:)

1 Şubat 2010 Pazartesi

Minik bir melek ve üç küçük kelebek :))


Ooo anneciğim nihayet yazıyorsun.
Minik melek Defne'nin kırkı yılbaşından bir gün önce çıkmıştı.
İşte biz Defne' nin ablaları Ceren, Tuana ve Kayra da ogün onun etrafında dönüp durmuştuk :)

Üç küçük kelebek olduk Rukiye Teyzem sayesinde.
Uçtuk uçtuk, koştuk, coştuk...


Yerimizde duramadık kanatlanınca:)