Sayfalar

27 Mart 2009 Cuma

Babam & Ben ve günlük koşuşturmaca...

Bugün Baba-kız yarım gün başbaşaydık.Babaannem öğlen beni uyutup doktor kontrolüne gitti. Uyandığımda babam altımı değiştirdi, yemeğimi yedirdi, oyunlar oynadık, meyve ve çerez yedik, sonra yine altımı değiştirdi, bana cici elbiselerimi giydirdi ve annem beni almaya geldiii:) İşyerine götürdü orda bir saat teyzelerle amcalarla oynadım sonra eve geldikk. Değişik bir öğleden sonra oldu benim için.Eve gelince azıcık yemek yiyip kütt diye uyudumm.

İşte bunlar da sıradan günlük mevzularım...

Çoraplar giyilmeye çalışılır...

Annenin terlikleri özenle ters giyilir ve evde bir tur atılır...

Telefonsuz çantasız iş hayatı olur mu hiç?

Önemli görüşmeler yapılır...

Annenin eşleştirme oyunu yapmak için aldığı bardak altlıkları ile oynanır...

Anne sütünden başka süt tanımasam da Silivri'den "Aysun the sütçü" teyzeden gelen sütün başında "açii açii" diye beklenir.

İşte günlerim böyle koşturmacalı geçiyor.Uuu yemek, uyku, temizlik kısımlarını saymıyorum bile...

16 Mart 2009 Pazartesi

Huhuu !!
17 aylık olduummm


Ben biraz daha büyüdüm...

Hava da pek güzelmiş hadi dışarı çıkalım...

Birazdan annemle ilk defa kuaföre gideceğiz...

"Abiler orda vuuu yapıyorlar, saçları kurutuyorlar korkma tamam mı tatlım?"dedi annem. İstersen saçının önlerini güzelce düzelttiririz de dedi:) Ama oraya gidince işler karıştı. Biraz ağladım, saçımı kestirmedim. Annemin işi bitince de markete gittik, birlikte ufak bir alışveriş yaptık...

Babaa neden yatağımın parmaklıklarını çıkarıyorsuunnn!??!
Ee çünkü biraz daha büyüdün kızım. Aceleci annen dedi ki artık benim kızım yatağından kendisi inebilir, hem belki uyanınca ağlamaz pıtır pıtır gelir yanımıza...
Eee geldim mi peki babacımm?
Geldin kızım geldiin, cumartesi öğlen annenle biz salonda otururken önce birden "anne anne" diye sesin geldi, hemen sonra kapı açıldı sen uykulu gözlerle "buuudaaa" diyerek içeri daldın...Bu anın hayalini kuran annen duygu seline kapıldı, çünkü o 2-2,5 yaş civarı bekliyordu bu hayalinin gerçekleşmesini ama sen daha erken yaşattın. Dün gece de annen senin sesine uyandığında antrede yakalamış seni bize doğru gelirken:) Ayrıca sanırıZ yatağından istediğin zaman inip geri çıkabileceğini bildiğinden, daha uzun süre deliksiz uyur oldun, uyanınca da ağlamaz oldun. Ama sabaha karşı yanımıza geldiğinde attığın tekmelerini özledim bak iki günde haberin olsunn...

Pekiii kabul et baba masa sandalyemi monte ederken sana az yardımım dokunmadı hani?
Tabii canıım küçük çırağımsın sen benim, yardımın olmasa 1 saatte biterdi işim, sayende 2 saatte bitiriverdim fıstığım:) eksik olma. Bir de tornavidaların ikisini de kaçırıp salondaki masayla uğraşırken "acaba babama da lazım olur mu bunlar?" diye düşünseydin harika olurdu. Kaçırdığın alyen anahtarını ve vidaları da elinden almak pek kolay olmadı yani:) Hepsini de nasıl doğru yerlerine tutuyordun öyle? Her geçen gün daha da şaşırtıyorsun bizi...

Unutmak istemediğimiz diğer notlar ise şöyle;

* Bir haftasonu akşam alışverişten dönerken sana yolda önümüzden geçen arabaları göstermeye çalışıyordum ki sen birden "ügggeeenn" diyiverdin. Aaa ne dedi acaba derken bir de baktım ki dışarısı karanlık olduğundan senin gözün arabanın konsolundaki düğmelerin ışıklarına takılmış. Üggeenn de konsoldaki en büyük düğme olan kırmızı dörtlü flaşörmüş meğerse:)

* Kendi halinde oynarken birden bii, ikii, bees, yedii diye saymaya başlıyorsun. Ama çoğu zaman da yine kendi kendine oynarken Emiccaa, Huuyaa diye başlayıp ikii, beşş, Atattüük, kaa adaa(kardan adam) diye devam ederek sayıları ve arkadaşlarını, ogün öğrendiğin kelimeleri karışık olarak sayıp duruyorsun:)

*Büyüüük - küçük kavramlarını öğrendin. Ben birkaç kez gösterdim sana, sonra erken olur düşüncesiyle vazgeçtim.Ama sen vazgeçmemişsin ki beklemediğim bir anda sana tahsis ettiğim çaydanlığın alt kısmını gösterip "büyüükkk(kalın bir ses tonuyla ve uzatarak)", demliği gösterip "kçüç(incecik sesle ve kısacık" dedin. Aynısını tencereler için, kapaklar için, tabaklar kaşıklar, topların için de yapmaya başladın.Ben unutsam da sen unutmuyorsun hergün yeni yeni örneklerle devam ettiriyorsun:)

*Salondaki konsolun lastikle bağladığım kapaklarından birini ama sürekli o kapağı(en tehlikeli olanı hem de:) her akşam "bakk bakk" diye açtırıp içindekilere bir bir bakıyorsun ben de sana refakat ediyorum.Her akşam aynı sırayla mumluğu alıp üstündeki resimleri bir bir sayıyorsun evdekilere.Sonra o karmaşada:) aynı yere bırakıyorsun onu.Sırada ahşap camekan içindeki kuru gül var.Başlıyorsun saymaya.Boocuuk(boncuk), çiçekk, yappaak, tahtaa, ip, caa(cam).Onu da koyup şehir hatırası olan tabakları alıyorsun, onları büyüükk, kçüç diyip ev halkına gösteriyorsun.Yerine koyarken birkaç kültablası yere düşüyor her akşam olduğu gibi:)ama kırılmıyor neyseki.Sonra çooba diyerek kaseyi de gösterip başınla da onaylıyorsun.Zar zor da olsa kapatıyoruz dolabı en sonunda.Bu akşam da tekrar etmenin verdiği mutlulukla:)

****Devamı gelecek artık hızına yetişmek ne mümkün:)

12 Mart 2009 Perşembe

Hoşgeldin çerçevesi

Becerikli ve zevkli arkadaşım Tuğçe ile birlikte, onun arkadaşının yeni doğan Umut bebeğine yaptığımız hediye çerçeve.Umut bebek 1 haftalıkken, denizci olan babası seyire gitti...

Önemli notlar: * çerçeve herzamanki gibi-Ikea/Ribba
** fotodaki parmak izleri için özür:)

9 Mart 2009 Pazartesi

Köpek dişlerim çıkıyor da :))

Belli oluyor di mi?
Yeni suluğum da bundan biraz hallice.
Annem der ki "acaba bu sulukların sadece kapakları satılıyor mu?Hımm??

8 Mart 2009 Pazar

Cumartesi / oyun grubumuz...

Oyun grubumuz bu haftasonu bizim evde toplandı. Artık sürekli isimlerini saydığım arkadaşlarım Emmicaa, Beek ve anneleri Nuuğaa, Eeee, ve bu hafta yeni tanıştığımız arkadaşım Sezin Melek ve annesi Derya Teyze bize geldiler.
Deetee ve annesi Huüyaa ile bu hafta görüşemedik, çok geçmiş olsun çabuk iyileş tamam mıı Deetee??

Önce hepimiz kafamıza göre takıldık, birbirimizi hatırladık.
Ama bugün hepimizin biraz mızmızlığı üstümüzdeydi sanki.Ben dişlerimden dolayı biraz huzursuzdum, sürekli anneme yapıştım durdum. Sezinin midesi bulanmış ve karnı acıkmıştı. Emincan gelirken uyumadığı için uykusu geldi.
Sanırım sadece Berk iyiydi:))

Durum böyle olunca bu sefer önce mamalarımızı yiyip, oyunumuzu sonra oynayalım dedik. Kek ve pamuk poğaça yedik, bir güzel birbirimizin tabaklarına sulandık, ben hariç (annem ahh ah hepsine maşallah umarım göre göre alışır diyor bu esnada) diğer arkadaşlarım portakal suyu ve süt içtiler.
Sonra BEÖ konumuz olan "vücudumuz" ile ilgili oyun oynamak için annelerimiz şapka, eldiven, çorap, atkı çıkardılar ama nafile.
Hepimiz ayrı telden çalmaya devam ettik:)

Sonra da bir sonraki buluşmada görüşmek üzere baybay yapıp "hoççakaa" diyip ayrıldıkk...Ve bugün ben kendi kendime oynarken yine saymaya başladım Emmiccaaa, Huuyaaa, Emmicaaa, Beekk...

Hepsinin en son harflerini uzatarak ve incelterek vurgulu şekilde bitiriyorum, annem ve babam çok şaşırıyor ve hoşlarına gidiyor:))

5 Mart 2009 Perşembe

Bu kannaaaaan :))

Başka bir gün,
yeni oyuncağına kendini kaptıran Ceren ile anneannesi arasında geçen diyalog;
-Kızıımm, yavruum banyo yapman lazım daha ne kadar oynayacaksın?
-Bu kannaaaan (oyuncağı elinde, ellerini iki yana açarak:)

4 Mart 2009 Çarşamba

Mutlu yaşlara...

Nice mutlu yaşlara "büyük birtanem"...
Seni çok seviyoruz çookk!
Canımızsın...