Sayfalar

29 Kasım 2008 Cumartesi

SOBE: "Garip Huylarım"

Resim: massimochiodi

Minik kardeş Begüm'ün annesi sevgili Güneş beni taa ne zaman sobelemişti. Ancak şimdi yazabiliyorum affola Güneş:)
İlk aklıma gelenleri toparladım ama daha ne kadar vardır kimbilir :P

*Bazı konularda çok sabırsızımdır. Yapmaya başladığım birşeyi hemen bitiremezsem onun bendeki büyüsü bozulur, yarım bırakırım, geri dönmem, ööyyle bırakırım artık aklıma bile gelmez. Ama insanlara karşı çok sabırlıyımdır.

*Kaybolmasın diye özenle sakladığım şeyleri bulamadığım çok olmuştur:)

*Eve alınacak bir eşya sözkonusu olduğunda, arar tarar, aklımdakini bulamazsam almam. Lazım olan birşey olsa bile istediğimi bulana kadar beklerim. Piyasada yoksa bile:) Gerçi biz alırken de envai çeşidi çıkmıştır artık o ürünün tam zamanıdır da neden ben ilk aradığımda yoktur ortalıkta? Birkaç örnek: sehpamızı evlendikten 1,5 sene sonra, kızımın halısını 1 sene sonra aldım.

*Sürekli liste yaparım. Alınacaklar, yapılacaklar, kızımın güncesine yazılacaklar. Azalanları her daim çizip yenilerini ekler ve yeniden temize çekerim listeleri.

*Aklıma gelenleri yazmak için çantamda sürekli bir not defteri taşırım fakat hep tek tek kağıtlara yazıp çantama atarım:)

*Bazı şeyleri hiç ihmal etmediğim gibi bazılarını da hep ihmal ederim.

*Birşeyi atmadan önce iki kere düşünürüm "acaba bu bir işe yarar mı?sonradan pişman olur muyum?ya lazım olur da arar bulamazsam?" İlginç şeyleri o an işime yaramasa bile çoğu zaman atmam, elbet onun da kullanılma zamanı gelir.

*Evde çorapla dolaşırken ayağımın altına su damlası değer de çorabım ıslanırsa çok sinir olurum çook!

*Cep telefonunu nerdeyse sadece konuşmak için kullanırım, mesaj yazmayı hiç sevmem, sabır işidir bana göre.

Sobe'nin zamanını çok geçirdim ama ben yine de birini sobelemek istiyorum. Eren Derin'in annesi sevgili Meltem: sobeee !!

27 Kasım 2008 Perşembe

İlk adımlarım ve pıssi pssiii...

video

İlk adımlarımı aslında bu ayın başlarında attım.
Ve nihayet kısacık da olsa belgelendi.
Artık odanın ortasında da olsam yerden destek alarak kalkmayı da başarıyorum ve istediğim yere özgürce gidebiliyorum. Şimdilik çok uzun mesafeler katedemesem de bana yetiyor.
Büyük annelerimle başladığımız yürüme çalışmalarına geçen haftasonu amcamın yaptırdığı pratikler de eklenince, artık işlem tamam:))
Özgürlük güzel şeymiş vesselam.Tadını çıkarmak lazım...

23 Kasım 2008 Pazar

Harika bir anı...



"Çocuğum ve Ben" dergisinin Kasım-2008 sayısında biz de vardık:)
Bize bu özel fırsatı veren sevgili Nurdan'a bir kez de burdan teşekkürler.Bu harika bir anı!

Yazıyı okumak isterseniz resmin üzerine tıklamanız yeterli...

20 Kasım 2008 Perşembe

BEÖ / Evimizin Odaları - 2

Bu defa elimizin altında bulunan dergileri keserek, evimizin odalarını temsil eden kolajlar yaptım.Bu seferki aktiviteyi ben akşam yatmadan hazırladım, ertesi gün babaannesi ile gerçekleştirdiler. Tepkilerini çok merak ettiğimden, ben de öğlen geldiğimde hemen bir koşu oynayıverdik:) Babası geldiğinde akşam da oynadılar, çok hoşuna gidiyor tabii kucakta koştuğumuzdan, kıkır kıkır gülerek bir yandan da gitmemiz gereken odayı gösteriyor.

Ceren'in odası & Mutfak

Banyo & Salon

Salon pek bi boş oldu ama "elimizde bunlar vardı ve mutlu olmaya yeter"di. Bir de yatak odası vardı ama Ceren hanım biraz hırpalamış:)
Gelelim nasıl oynadığımızaa; Kartlar küçük hanıma gösterildii. "Bu hangi oda tatlım"?Burası neresi?Göster bakalım hadi oraya gidelim..Sen bul bakalım burası neresi? dendiii, o da önce resimlere baktı baktı, sonra ilk seferde yardımla ne yapması gerektiğini anladı ve eliyle işaret etti odaları. Sonra o karttaki odaya gidildi ve resimlerin gerçekleri bulundu, ne oldukları anlatıldı.Daha sonra bir sonraki odaya gidildii...
Çok keyif alındı ve birkaç gündür oynansa da şimdiye kadar bıkılmadı:) Ama yakındır, kavradıktan ve birkaç kez tekrar edildikten sonra ilk seferki tadını alamıyor tabii:)

16 Kasım 2008 Pazar

13 Aylık Olduum

13 aylık oldum, hala emekliyorum:)
ve dee diz üstünde küçük hüsamettin gibi yürüyorum:)
İlk adımlarımı bana cesaret veren büyüklerim sayesinde attım.
Ara sıra da farkında olmadan birkaç adım atıyorum ama farkedince hemen dizlerimin üstüne çöküyorum
Gerçi henüz belgeleyebilen çıkmadı ama yakındır...

Yemek yerken artık mama sandalyesinde oturmak istemiyorum. Ayağa kalkıyorum mecburen aşağı indiriyorlar beni.
Çatalımı, kaşığımı kendim tutarsam daha da çok yiyorum.
Damak tadım iyice gelişti:) herşeye eskisi gibi tamam demiyorum.
En çok da köfteyi seviyorum vee parmaklarımı içine geçirerek yediğim delikli makarnayıı...

Uykuya dalma konusunda anneme hala sıkı sıkı bağlıyım.
Gündüzleri büyük annelerimle rahatça uyurken, akşamları yalnız annemle uyuyorum.
O da hep aynı şekilde, "emerek".
Geceleri 2 kez kalkardım ama artık daha sık kalkar oldum.
Vee emmeden yeniden uyuyamazz...
Emzik ilk aylarda emdim sonra bıraktım, biberon ve devam sütü hiiç kabul etmedim. İnek sütünü de denedim ama onu da sev-me-diim! işte bu yüzdenn; annem artık daha da yoruluyor ve her sabah güne yorgun başlıyor. Kendi kendime uykuya dalmam için ve daha kaliteli uykular uyumam için, sürekli bir kitap okuyor bugünlerde:) İşe yarar umarım!

Oyunlar ve oyuncaklarım değişiyor.
Artık yaşıma uygun yapbozları yapabiliyorum.
Bebeklerimi "neeen nen, nennii" diye uyutup üstlerini örtüyorum, sonra onlara bay bay yapıp ben de uyumaya gidiyorum.
Kelime kitaplarımı, hikaye kitaplarımı inceliyorum ama henüz masal dinlemek istemiyorum:)
Odamdaki çekmeceleri ve dolapları açabiliyorum, mutfakta bana ait olan çekmeceyi boşaltıp dolduruyorum.

Bu ay üşüttüm, önce grip oldum sonra da öksürük ve hırıltı başladı.
Ve ilk kez iğne vurulmak zorunda kaldımm! Bugün 3.iğnemi de vuruldum yarın son olacak umarım. Annem bir kez hemşire iğneyi bana batırırken bakmış ama çok içi acımış. Nerdeyse bacağımın arkasından çıkacak sanmış çok uzunmuş iğnee:((
İlaçlarımı hiiç sevmiyorum ve zorla verdiklerinde de tükürüyorum, çok azını yutuyorum işe yarar mı bilmem? Ama iğneler işe yarıyor o kesin!

Annemi, babamı, dedelerimi, büyük annelerimi her istediğimde öpüyorum, onlara ciciii ciciii yapıyorum. Dışarda gördüğüm insanlar beni severse, bana gülücük atarlarsa, önce utanıyorum sonra ben de karşılık veriyorum. Hatta burunlarına "biiip" bile yapıyorum:)

Bazı kelimeleri yarım yamalak, bazılarını tam tamına söyleyebiliyorum.
Geçen aylarda söylediğim bazı kelimeleri ise artık söylemiyorum. "Ihh ıh" yapıp işaret edince hemen anlayıp yapıyorlar dediğimi:) Sanırım artık yapmayacaklar ben bunu dedikten sonra. Dijital göstergeli herşeye "saat" diyorum / saat, tartı, derece...
yuvarlak olan herşeye de "poop(top)" diyorum / mandalina, top, dünya, güneş, daire...

Nihayet oto koltuğumu aldılar bu ay, geç bile kaldılar. Hoşuma gitti aslında ama uykum gelince oyunbozanlık yapıp annemin kucağına gitmek istiyorum ve çok ağlıyorum. O da kıyamıyor bana tabii ki.

Artık bana söylenen herşeyi anlıyorum, yapıyorum(istersem tabii). İstemediğim şeyleri bana yaptırmaları çook zor hehheee!

Ayakkabılarımı, çoraplarımı, kıyafetlerimi kendim giymeye çalışıyorum. Başaramasam da hoşuma gidiyor. Annem beni giydirirken ona yardımcı oluyorum.
Ama altımı değiştirirlerken hemen kaçıyorum çok zor bağlatıyorum bezimi.

Daha birsürü şey var ama aklıma geldikçe yazarım artıkkk..

15 Kasım 2008 Cumartesi

BEÖ / Evimizin Odaları

Okuduğum kitaplardan birinden (Akıllı Bebekler Akademisi olabilir ama tam hatırlayamadım?)aklımda kalan bir aktiviteyi gerçekleştirdik bu sabah...

Önce evin tüm odalarından, o odaya ait bir nesne alınıp kutuya konulur, sonra da hangi nesnenin hangi odadan ve odanın neresinden alındığı hatırlanmaya çalışılarak yerine konuluurr.

Nesneleri yerleştirirken de odalarla ilgili açıklamalar yapılıırr...
İlk denemede fazla zorlamak istemedim Ceren'i ve 3 odadan 1er adet nesne aldık ve kutuya koyduk. Kendi odasından ayakkabısı, mutfaktan çatal, antreden ayakkabı çekeceği...

Sonra salona geldik ve ona ayakkabısını gösterip, "bunu nerden almıştık?" dediğimde eliyle odasının olduğu yönü gösterdi. Hoop heyecanlı bir şekilde kucakta hoplata hoplata ayakkabısını alıp odasında aldığımız yere bıraktıık. Sonra çatalı ve ayakkabı çekeceğini de aynı şekilde koşturmacalı bir oyun havasında yerlerine bıraktık. Hepsini nerden aldığımızı zorlanmadan hatırlayınca ikinci seferde ek olarak salonu ve banyoyu da ekledik, son olarak da yatak odasını ve küçük odayı eklediik.

Oyun çok hoşuna gitti, ilk seferde nesneleri ben seçip kutuya attım. Sonrakilerde artık kendisi de seçim yapmaya başladı...

7 Kasım 2008 Cuma

Yeni tatlar ve yasak tatlar :) hım hımm

Bu ay hem yenii, hem de yasak tatlarla tanıştıımm:)

İşte yenilerr;
kaşar+beyaz peynir+cevizli tost.......çook sevdiimmyumurtalı tereyağlı beyaz peynirli omlet.....çook sevdiimm
pekmez çayı.....sevdiimm
pekmezli ıhlamur......ara sıra seviyorum
inek sütü....henüz alışamadım
balkabağı çorbası.....çook sevdiimm
kısır....hım hııımmm
börek....nam nammmm
poğaça.....hapur hupurr
kek.......mis misss
somon balığı.......eöğhhh hiiç sevmedimm

ve işte yasaklar;
eti cin (bkz fotolar).....beybab teyzemlerde büyükk bir kaçamak:)
çubuk kraker.....markette bir teyze annemden izin alıp iki tane verdi
çikolata.........bayramda birkaç tane ufacııkkk
lahmacun.......acısızdan birazcıkk
yaşpastaa......e doğumgünü pastam:)

4 Kasım 2008 Salı

Birkaç yeni oyun

Müzik:
Müzikle aram çok iyi:)
Çın çın ksilofonumu çalıyorum bugünlerde sürekli...

Yumurta oyunu:
Dolap çekmecelerimin yedek kulplarını annem yumurta kabına koyuyor, sonra ben de tek tek yerleştiriyorum...

Eşleştirme oyunu:
Aynı resimli kağıt mendil paketlerini eşleştiriyorum, annem twityi istiyor veriyorum, öbür twitiyi istiyor onu da veriyorum. Tavşanı, tazmanya köpeğini !:) ...

Bir fincan kek alır mıydınız?

Herhangi bir muffin tarifini kullanarak, ocakta fincanların yarısına kadar gelen suda, tıkırdayarak çok kısık ateşte ağzı kapalı olarak kaynayan tencerenin içine oturtuupp, kapağı açmadan yaklaşık 20dk pişiriyoruuzz...
Benim gibi sabırsızsanız, mutlaka açarım diyorsanıız, o zaman cam kapaklı tencere kullanmak lazım derim:)

Sonra da afiyetle içiyoruuz, pardon yiyoruuzz...

1 Kasım 2008 Cumartesi

Geç olsun güç olmasın hehheee:))


Burcu 'nun bloğunda aylar önce gördüğüm ve çok hoşuma giden, araştırıp araştırıp da koskoca Türkiye'de sadece bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar noktada olduğunu, yaşadığım şehirdekinde bittiğini, yakınlardaki bir diğerinde ise son 1 tane! kaldığını öğrendiğim, fakat her türlü zorluğa rağmen almayı başardığım Baby Art Kit Delux ile, sonunda Ceren'in el ve ayak izini çıkardıımm...

E tabii 1 yaşında yapınca da yerçekimine karşı koyması biraz zor olacağından, çerçeveye yapıştırma şeklini değiştirmek durumunda kaldım...

Ayrıca küçük hanım herşeyin farkında olacak kadar büyüdüğünden, kendisini kandırmak çok zor oldu. Kalıbını alma aşamasında bizi epey zorladığından bazı yerler tam olarak düzgün çıkmasa da yine de hoşuma gitti...

Bir dilek tuttum...


sen kucağımdayken,
gökyüzündeki uçağın yanıp sönen ışıklarını göstermeye çalışırken,
birden bir yıldız kaydı...
şaşırdım,
şehirde kayan yıldızlar görünür müydü?
en son yıllar önce yaylada görmüştüm
neyse
seni sıkı sıkı tutarken,
bir de dilek tuttum sıkı sıkı
canım kızım...